sibervepunk

26 yaşında yüzmeyi öğreniyorum

26 yaşında yüzmeyi öğrendim. Yani daha doğrusu öğreniyorum. Son dersimde hiçbir destek kullanmadan 50 metre yüzebildim (üstelik boğulmadım). Bir önceki derste ise başım döndü, bacağıma üç kez kramp girdi ve havuzun yarısını yutarak çıktım. O yüzden bugün "artık yüzme biliyorum" diyemeyeceğim. Ama artık "yüzme bilmiyorum" da diyemem. 26 yaşında yüzme öğreniyorum. Bu konuda da birkaç gözlemim var.

Öncelikle havuzda çok fazla çocuk var. Çok fazla. Ayrıca inanılmaz iyi yüzüyorlar. Yani bir yetişkin olarak yüzme öğrenmeye başladığınızda başınıza ilk gelen şey siz boğulmamak için çırpınırken ve çok büyük nefesler alıp havuzun tüm suyunu yutarken ufak tefek çocukların hemen yanınızda çıpır çıpır yüzdüğünü görmek oluyor. İnsanı son derece mutevazı olmaya iten bir görüntü. Bu yaşa kadar edindiğiniz egonuzu, birçok yetişkin işini kolayca yapabiliyor olmanızın verdiği özgüveni bir kenara bırakıyor ve hiçbir şey bilmediğiniz, çocukların bile sizden daha iyi olduğu bir işe kalkıştığınızı fark ediyorsunuz.

Neyse ki bununla baş etmek benim için çok zor olmadı. Hayatta edindiğim en iyi becerilerden birisi, bilmiyorum diyebilmek ve bilmediğimi kabullenebilmek olmuştur. Bu yüzden bilmediğimi çok kolay kabullendim.

Sırada yine bu yaşa kadar biriktirdiğim korkuyu ve başarısızlığı sindirmek vardı. İlk derste yüzme tahtası ve palet ile 25 metre kadar yüzmem gerekiyordu. Bense ayaklarım yerden kesildiği anda çırpınmaya, debelenmeye, başım suyun üstünde olmasına rağmen boğulmamaya çalışıyordum. İlk birkaç dersim suda yatay pozisyona gelebilmeye çalışarak geçti. Buraya kadar olan kısmı su korkusuydu. Suyun dibine zorla (hocam tarafından) yatırıldım ve geri çıkabildiğimi gördüm. Bir şekilde bu havuzda boğulmama izin verilmeyeceğini anladıktan sonra biraz daha az korkmaya başlamıştım. Yine de bahsettiğim şekilde yüzme tahtasıyla 25 metre yüzene kadar bacağıma 3 defa kramp giriyordu. Vücudumu olması gerekenden fazla kasıyor, kendimi anormal derecede zorluyordum.

İlk ayın sonunda kafamdaki tek plan dersi bırakmaktı. Bunun için, hocanın yeterince ilgili olmaması, yüzme derslerine vakit bulamayacak olmam, yüzmenin bana göre olmaması gibi birçok sebebe kendimi inandırmıştım. Sırf parasını verdim diye ilk ay boyunca gitmeye devam ettim (fırsat buldukça uygun zemin hazırlayıp dersleri ekerek) fakat birlikte başladığım kişiler ilerlemiş olmasına rağmen benim hala çok zorlanmam kötü hissettiriyordu.

Bir gün dersten bir saat kadar önce yatak odamda yere oturmuş neden böyle gittiğini, yapamadığımı, yapamayacağımı düşünüyordum. Eşim gelip havuz için hazırlanmamı söyledi. Gelemeyeceğimi söyledim. O da bana "bence sen sudan değil, başarısız olmaktan korkuyorsun" dedi. O gün epey bir ağladım. Tam olarak ne hissettiğimi anlamıyordum ama o gün suya giremeyeceğimden emindim. Başlangıçtan beri her gün, kapıdan girerken deli gibi titriyor, bahaneler ve şakalarla geri gitmeye çalışıyordum ama o gün evden çıkmama bile imkan yoktu. Su korkumla değil başarısızlık korkumla yüzleşmiştim.

En az 5-6 defa denemiş olmama rağmen hala başladığım noktada gibiydim. Ve bu noktayı asla aşamayacakmışım gibi hissediyordum.

Ertesi gün dersten önce günlüklerimi biraz okudum. İlk derslerimde yüzme tahtasıyla suya bile giremiyor olduğumu, giren krampları hatırlamış oldum. Bununla birlikte yüzmeye gitmeye karar verdiğim her gün, yüzmediğim senaryoya göre daha iyi yüzebildiğimi fark ettim.

O gün suya girdiğimde hocam tesadüfen başkalarıyla ilgilendiği için beni biraz serbest bıraktı. Ezbere komutları yerine getirmek yerine biraz suyun dinamiğini anlamaya çalıştım. Ne yaparsam sonucunun ne olduğunu deneyerek öğrenmeye çalıştım ve o dersin sonunda suyun üzerinde kalabildiğimi fark ettim. Dersin sonunda hocama öğrenme stilimin bir durumun dinamiğini iyice anlayana kadar tekrar tekrar o işi yapmak olduğunu söyledim. Hareketin tüm olası sonuçlarını deneye yanıla keşfetmeliydim. Kendimi biraz daha iyi hissetmeye başlamıştım.

Bir sonraki derste duvar kenarında değil iki kulvar arasında çalıştım. Artık bunu yapabileceğime inanıyordu hocam. Çok fazla itiraz etmeme rağmen kabul etmedi ve iki kulvar arasında suda kalmaya çalıştım, tutunacak bir duvarım yoktu.

Bu kulvar hadisesinden sonraki derse giderken yine ayaklarımın geri geri gitmeye başladığını fark ettim. Kendi örüntümü artık analiz edebiliyorum. Yeni bir zorluk, denemediğim bir yol olduğunda adım atmak benim için o kadar kolay olmuyor. Duvar dibinde güvendeyken yüzmeye alıştığımda bir sonraki ders kulvarda olacağımı bilmek beni korkutmuştu. Sonra kulvarda yüzmeye alıştım fakat artık yüzme tahtamı bırakmam gerekiyordu. Yüzme tahtam olmadan ilk yüzmemin ardından sonraki derse gitmeyi yine istememiştim. Sonra yüzme tahtamı bırakmayı öğrendim. Sırada paletlerden kurtulmak vardı. Paletler, tahta, herhangi bir destek olmadan 50 metre yüzdüğüm bir ders geçirdik. Fakat bir sonraki derse gitmeyi yine istemiyordum. Başarmış olmama rağmen, bu konuda sabit bir kanıtım da olmasına rağmen, henüz o konudaki becerilerimden emin olmadığım, başarısız olup olmayacağımı bilmediğim için bir sonraki derste paletsiz suya girme fikri beni korkutmuştu, yine gidememiştim derse.

Güncel durumum bu şekilde. Kendimi ikna edip (çoğu zaman param boşa gitmesin diyerek) derse gidiyorum, önceden yapamadığım şeyleri yapınca çok mutlu oluyorum. Zaten suyun içinde bulunuyor olmanın cesaretiyle daha önce yapmadığım bir hareketi yapabiliyor ve dersi bitiriyorum. Bir sonraki dersten önce korkuyorum, çünkü yeni bir şeyle karşı karşıya olduğumu biliyorum. Dersi çeşitli bahanelerle ekiyorum, bir sonraki gün sıfırdan ikna olup korktuğum şeyi aslında becerebildiğimi görene kadar.

Bu paterni kendime sık sık hatırlatmam gerekiyor. Korktuğum, sinir & korku krizleri geçirdiğim birçok senaryonun sonunda çok da geç olmadan zevk alarak yaptığım bir beceriye dönüştüğünü ve bununla ilgili birden fazla örneğim olduğunu.

Bir sonraki yüzme dersimden önce bu yazımı okuyacağım. İlk kez deneyip 10 dakika içinde en iyisi olamadığım her beceride de yüzmeyi öğrenme sürecimi hatırlayacağım. Yeni bir şeyler öğrenmek, özellikle de kötü olduğun bir şeyleri öğrenmek ve yavaş yavaş iyi oluşunu izlemek kadar tatmin edici bir şey yok. Hayatı yaşadığını, sınırlarını kendi ellerinle genişlettiğini hissettiren anlardan en güzeli böyleleri.


Okuduğunuz için teşekkürler. Konuyla ilgili ekleme, düzeltme yapmak ya da tartışmak isterseniz memnuniyetle karşılık veririm.

twitter | sibervepunk@gmail.com